Cuma ve cumartesi günü Adana’da etkili olan sağanak yağış ve ardından ortaya çıkan manzaralar, bu kez doğanın değil siyasetin konusu oldu.
Sular çekildi ama sözler yükseldi.
Cumhur İttifakı’nın il başkanları ve AK Parti Sözcüsü, Adana Milletvekili Ömer Çelik, CHP’li belediyeleri ve belediye başkanlarını hedef aldı.
MHP İl Başkanı Yusuf Kanlı, “Silivri’ye değil Adana’ya bakın” dedi.
AK Parti İl Başkanı ise yaşananları “yönetim zaafiyeti” olarak tanımladı.
Açıklamalara bakılırsa, Adana ilk kez sağanak yağışla, ilk kez sel baskınıyla karşılaşmış gibi bir hava estiriliyor.
Oysa öyle değil.
Hayatının büyük bölümünü Adana’da geçirmiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim:
1960’ların ikinci yarısında, 70’lerde ve 80’lerde, geçtiğimiz hafta sonundan çok daha ağır faturalar çıkaran sağanakları ve selleri bu şehir defalarca yaşadı.
1980 yılında Adana yine hafta sonuna denk gelen bir sel baskınıyla sarsılmıştı.
Atatürk Caddesi adeta nehre dönmüş, Kuruköprü’den yurttaşlar araçlarını geride bırakarak kaçmak zorunda kalmıştı.
Daha yakın geçmişe gelirsek…
2013 yılının Ekim ayında yaşanan sağanak yağışı hatırlayalım.
Dönemin MHP’li Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, aylarca anlatılan altyapı yatırımlarını işaret ederek, “Tren köprüsü altında artık su baskını olmayacak” açıklamaları yapmıştı.
Ama bir günlük yağmur, bu sözlerin kağıt üzerinde kaldığını gösterdi; tren köprüsünün altı yine büyük bir göle döndü.
2019’da benzer görüntüler yaşandı.
2022’de de…
Adana, yağmurla ve sel ile yeni tanışmadı.
Ancak bütün bu yıllar boyunca, sağanak yağışın bu denli sert bir siyasi polemik konusu yapıldığına pek tanık olmadık.
Biraz daha geriye gidelim.
1926 yılında Adanalı sel mağduru olmuş.
1930’da sel felaketi yaşamışız.
1936 yılına gidelim…
Adana’da yaşanan büyük sel felaketinin ardından belediye başkanlarını suçlayan nutuklar atılmadı.
Aksine, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bin liralık yardımıyla Adana için bir yardım kampanyası başlatıldı.
Eleştiri değil dayanışma öne çıktı.
Bugün ise yağmur yağıyor, suçlamalar yağıyor.
Ama yaraya merhem olacak ortak bir irade pek görünmüyor.
Oysa siyaset, sağanağı fırsata çevirmek değil; felaketin ardından el birliğiyle ayağa kaldırabilmektir.
Sel, partili-partisiz ayırt etmez.
Su, oy pusulasına bakmaz.
Selin partisi yoktur.
Suyun ideolojisi olmaz.
Rögar kapakları hangi ittifaka oy verdiğini bilmez.
Belki de yapılması gereken, yağmurun ardından mikrofonlara koşmak değil; çizme giyip sahaya inmektir.
Yarayı birlikte sarmak, en doğru ve en kalıcı siyaset olacaktır.
ADANA
23 saat önceADANA
2 gün önceADANA
2 gün önceADANA
2 gün önceADANA
3 gün önceADANA
3 gün önceADANA
5 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.