Ne yapmalı/ emekli?

Ne yapmalı/ emekli?

ABONE OL
13 Ocak 2026 08:24
Ne yapmalı/ emekli?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yıllarca alın teri dökmüş, toprağı işlemiş, fabrikada çarkları döndürmüş, bu ülkenin temel taşlarını döşemiş emekli; bugün ne yazık ki açlık sınırının bile altında kalan bir aylıkla yaşam savaşı veriyor. Havalar soğudu, kış kapıya dayandı, ayaz iliklere işlemeye başladı. Yakacak giderleri, kışlık giyecek gereksinimleri, katlanan mutfak masrafları derken yirmi bin liralık o komik rakam, daha cebe girmeden, bankamatikten çekilmeden eriyip gitti. İktidarın pembe tabloları, ekranlardaki ışıltılı sözleri, çarşı pazarın acı gerçeğiyle çarpışınca saniyeler içinde tuzla buz oluyor. Üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı, tarlasını ekemediği bir bozuk düzende, tüketicinin en zayıf halkası olan emekli, adeta gözden çıkarılmış, kaderine terk edilmiş durumda.

Bugün bir emeklinin mutfağındaki en büyük dert, tencerenin nasıl kaynayacağı, akşam sofraya ne konulacağıdır. Raflardaki etiketler her gün, her saat değişirken, emekli aylıklarına yapılan artışlar anlamsız… Doğalgaz, elektrik faturaları birer karabasan gibi konutların üzerine çökerken; torununa bir küçük harçlık verememenin, kasabın önünden geçerken başını öne eğmenin, pazarın dağılmasını beklemenin ağırlığı hiçbir ekonomik rakamla, hiçbir istatistikle ölçülemez. Bu yaşanan “iktidarın” emekli görmezliğinden başka bir şey değildir!

***

Bu kış, diğerlerine hiç benzemiyor. Küresel iklim değişikliği tarımsal üretimi derinden vururken, ülkemizde uygulanan yanlış tarım politikaları yüzünden sofraya gelen her bir ürünün fiyatı akıl almaz biçimde artıyor. Çiftçinin mazotuna, gübresine, ilacına yetişemediği yerde, toprağı küstürdüğümüz bu noktada emekli de domatesin, biberin tanesini sayar duruma geldi. Çevreyi katleden, verimli tarım arazilerini beton yığınına çeviren, ranta kurban eden bu “iktidar”; hem bugünü hem de geleceği acımasızca çaldı, çalmayı da sürdürüyor. Doğayı korumayan, yerli üreticiyi kollamayan, dışa bağımlılığı kutsayan sistemin faturasını en ağır biçimde yine emeklilerimiz ödüyor. Gıda egemenliğinin yitirildiği bir ülkede, emeklinin boğazından geçecek lokma da ne yazık ki küresel piyasaların elinde kalıyor.

***

Peki, bu dar boğazda, bu karanlık tabloda emekli ne yapmalı? Bu sorunun doyurucu yanıtı, yalnızca bireysel tutumlarda, kemer sıkma politikalarında değil, örgütlü bir duruşta, ortak bir bilinçte saklıdır. Emekli, sesini duyurmak adına derneklere, sendikalara, yerel dayanışma ağlarına daha sıkı sarılmalıdır. Tek başına bir kişinin çığlığı gürültüde yiter, binlerin ortak istemi, milyonların haklı çığlığı karşısında hiçbir yönetim sessiz kalamaz, kulak tıkayamaz. Aracıları aradan çıkaracak kooperatiflere yönelmek, üretici kooperatifleriyle doğrudan bağ kurmak, doğrudan satış noktalarını zorlamak bu dönemde yaşamsal önemdedir.

Kentin çeperlerindeki üretici pazarları, taze/ uygun fiyatlı gıdaya ulaşmanın tek anahtarıdır. Emekli, tüketim alışkanlıklarını yeniden gözden geçirmeli; gereksinimi olmayan hiçbir şeyi almamalı, elindekini onarmalı, dayanışma ağları kurarak ortaklaşmalıdır. Komşuluk hukukuyla gelişen takas ya da ortak alım grupları, kışın o sert yükünün etkisini biraz olsun hafifletebilir.

***

Ancak en önemlisi, emekli haklarını savunmayan, kendisini yoksulluğun karanlığına tutsak eden, anaparadar üreticiden üstün tutan anlayışa karşı demokratik tepkisini sandıkta, alanda, en yüksek sesle dile getirmelidir. Kendi çıkarlarını üreticinin, köylünün, emekçinin önünde tutan yapıya karşı durmak; bugün emeklinin en temel ödevi, çocuklarına bırakacağı en büyük kalıttır. Bir zamanlar bu ülkeyi doyuran, büyüten, okutan ellerin bugün yardıma bekler durumda bırakılması, toplumsal bir yaradır. Bu yarayı saracak olan da yine emeklinin öz gücü, birliği, örgütlü mücadelesi olacaktır.

Emekli, bu ülkenin belleği, birikimi, temelidir. Onu yoksulluğun karanlığına, soğuğun ortasına terk etmek, bir toplumun kendi köklerine, geçmişine hayınlıktır. Kış soğuk geçecek, fırtınalar kopacak olabilir; ancak dayanışmanın sıcaklığı, yan yana durmanın verdiği direnç, bu zor günleri aşmanın tek yoludur. Sesini yükselten, hakkını arayan, üreticiyle omuz omuza veren emekli; yalnızca kendi geleceğini değil, bu toprakların bereketini, onurunu da koruyacaktır. Unutulmamalıdır ki, üreticinin özgür olmadığı, toprağın suyla buluşmadığı, emeklinin karnının doymadığı bir coğrafyada erinç bulmak olanaksızdır. Bu karamsar tabloyu değiştirecek olan, örgütlü mücadelenin oluşturacağı aydınlık sabahlar, tarlalardan sofralara uzanan o kopmaz hakça paylaşıma bağıdır.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.